Pages

galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ekim 2010 Perşembe

10'un Yuvasına Dönüşü !!!



Galatasaray Frank Rijkaard'ı gönderdikten sonra teknik direktörünü buldu. Bu isim Galatasaray'ın efsane 10 numarası Gheorghe Hagi !!!

Fatih Terim'di, Hakan Şükür'dü, Abdullah Avcı'ydı, Hikmet Karaman'dı derken Galatasaray efsanesine emanet. Hagi'nin yardımcılığını ise Tugay Kerimoğlu yapacak. Daha önce de Galatasaray'ı 100. yılında çalıştıran ligde 3. yapan ve Fenerbahçe'yi 5-1 yenerek Türkiye kupasını kazandıran Hagi'nin elindeki malzeme bu sefer çok daha iyi.



Karpatların Maradonası'nın da taraftar nezninde kredisi sonsuz. Galatasaray'ı böyle kritik bir dönemde Fenerbahçe maçı öncesi hocasız bırakmaması ve takımına sahip çıkması takdire değer. Umarım Galatasaray camiasına hayırlı olur. Özlemiştik tribünleri inleten "I love you HAGİ" seslerini...Yuvana hoşgeldin taraftarın 10 numarası...

20 Ekim 2010 Çarşamba

Bayan Basketbolda Heyecan Başlıyor...


Bayanlar basketbolda heyecan başlıyor. Geçtiğimiz yılın lig şampiyonu Fenerbahçe ile Türkiye Kupası Şampiyonu Galatasaray Medical Park, 21 Ekim Perşembe akşamı saat 20.00'da Cumhurbaşkanlığı Kupası'nda İstanbul Abdi İpekçi Spor Salonu'nda karşılaşacak.

Bu sezon iki takımımız da mükemmel kadrolar kurdular. Türkiye Ligi'ndeki müthiş Galatasaray-Fenerbahçe kapışmasını ben EuroLeague'de de bekliyorum. Ve bu iki ekibimizi finalde görmemiz sürpriz olmayacak.


Galatasaray Medical Park takımın başına Ceyhun Yıldızoğlu'nu getirdi. Türkiye liglerinin en kariyerli antrenörü. İlk bomba transferi de WNBA'in Lauren Jackson ile birlikte en iyi 2 uzunundan birisi olan ve son WNBA All Star MVP'si Sylvia Fowles oldu. Geçen yıl EuroLeague şampiyonu olan Spartak Moskova'da oynayan Fowles ile Fenerbahçe'de ilgilenmiş ancak transferi Galatasaray gerçekleştirmişti. 2. bomba transferi ise 2 yıl önce Galatasaray'ı Euro Cup şampiyonu yapan şutör guard Seimone Augustus. Bu iki ismin dışında geçen yılın Türkiye ligi sayı kraliçesi Ceyhan Belediye'den Michelle Campbell ile anlaşan sarı kırmızılılar bu oyuncuyu Melisa Can ismiyle Türkiye vatandaşı statüsünde oynatacak. Galatasaray ayrıca Avrupa'nın önemli uzunlarından Litvanyalı son EuroCup şampiyonu Gintare Petronyte ve WNBA takımlarından Washington Mystics takımı için oynayan Monique Currie'i de transfer etti. Panküp Kayseri'den Nihan Anaz, İstanbul Üniversitesi'nden Doneeka Hodges, Botaşspor'dan Gülşah Gümüşay, Beşiktaş Cola Turka'dan Melek Bilge, Kocaeli Kağıtspor'dan Ceyda Kozluca gibi geçtiğimiz sezonu çok iyi istatistiklerle tamamlayan isimleri de renklerine bağlayan Galatasaray geçtiğimiz yıldan sadece Işıl Alben, Bahar Çağlar, Yasemen Saylar ve Tuğba Palazoğlu'nu takımda tuttu.




Gelelim Fenerbahçe'ye. WNBA in tartışmasız yaşayan en iyi oyuncusu, Phoenix Mercury forması giyen süperstar şutör guard Diane Taurasi'yi transfer eden Fenerbahçe gerçek anlamda bombayı patlatmış oldu. Fenerbahçe, 2010-11 sezonu için antrenörlük görevine Laszlo Ratbeger'i getirdi. Avrupa basketbolunda isimleri hatırı sayılır olan geçtiğimiz yılı iyi istatistiklerle geçiren Lotos Gdynia'dan Ivana Matovic, Mizo Pecs'ten Anna Vajda, Frisko Sika Brno'dan Hana Harakova Fener'in bir diğer yabancı transferleri. Geçtiğimiz sezonki şampiyonlukta ciddi anlamda pay sahibi olan Avustralya'lı Penny Taylor ve Birsel Vardarlı ile tekrar anlaşıldı. Zaten kadrosunda Esmeral ve Nevriye gibi tecrübeli 2 oyuncusu daha buluna sarı lacivertliler geçtiğimiz seneden daha da güçlü.



Yarın oynanacak bu müthiş mücadeleyi kim kazanırsa kazansın bu sene çok çekişmeli bir lig ve Avrupa Ligi izleyeceğimiz kesin. Umarım milli takımdan geç dönen 2 süper yıldız Diane Taurasi ve Sylvia Fowles yarınki maçta oynarlar.

18 Ekim 2010 Pazartesi

Galatasaray'da Suçlu Kim ?


Galatasaray'da neler oluyor? Dün Ali Sami Yen'de Ankaragücü'ne 4-2 mağlup olan sarı kırmızılılar 8 haftada tam 4. mağlubiyetini almış oldu. Dünkü rezillikle ilgili bir şey söylemeyeceğim. Söylenecek söz yok zaten. Ancak üstünde durulması gereken daha önemli bir konu var. Galatasaray'da bu gidişatın suçlusu kim peki ? Rijkaard mı, Polat yönetimi mi, Galatasaray ruhundan bihaber futbolcular mı?

Galatasaray tarihinin en karanlık günlerinden bir tanesini geçiriyor. Haftaya Kadıköy deplasmanına gidecek olan takıma inanan kalmadı. Fenerbahçe karşısında mağlubiyete herkes kesin gözüyle bakıyor. Peki takımın başında dünyaca ünlü bir hoca varken, tek tek futbolcuların isimlerine baktığında ligin en iyi 1-2 takımından biriyken Galatasaray neden 8 maçın 4 ünü kaybetti.



Galatasaray'da bana göre Rijkaard'ın ömrü bitmiştir. Bu takıma bundan sonra verecek bir şeyi yok. Suçlu tamamiyle Rijkaard olduğu için değil ama oyun felsefesini 2 senede takımdan 1 oyuncuya bile öğretemedi. Elano ve Servet gibi takıma maç kazandırabilecek oyuncuları kullanamadı. Şimdi de Misimoviç. Misimoviç'i Wolfsburg'dan, Elano'yu Shaktar ve City'den biliyoruz. Hatta Cana'nın Marsilya ve Sunderland performanslarını hatırlayanlar onu da tanıyamıyor Galatasaray forması altında. Keza beğenilmeyen Pino da aynı şekilde. Bu saydığımız isimleri gerçek performansları altında izlettirebilseydi Rijkaard şu andan takım 8'de 8 ile ligde lider olurdu. Rijkaard'ın futbolu bilmediğinden veya kötü antrenör olduğundan dolayı değil Galatasaray takımı ve oyuncularıyla futbol felsefesinin tamamen uyuşmamasından dolayı artık Rijkaard'ın Galatasaray'a verecek bir şeyi kalmamıştır. Takımdaki oyuncuların da kendisine olan saygı ve sevgisi kalmamıştır. Acilen takımın başına yeni bir hoca bu sebeplerden ötürü getirilmelidir.



Gelelim yönetime. Yapılan transferlerde herkesin de bildiği gibi geç kalındı. Akşam pazarında meyve sebze bekler gibi transferin son gününü beklediler oyuncular ucuzlasın(!) diye. Ama değişen bir şey olmadı. Yine yüksek bedellere ama iş işten geçtikten sonra transfer yapmaya çalışıldı. Ligin 9. haftası gelmiş hala uyum sorunu çeken oyuncular var. Transferlerin kamp dönemi bitmiş olması gerekirdi. Yeni stattan ve Riva arazisinden sağlanacak rant yüzünden koltuğa yapışan Polat yönetimi Haldun Üstünel gibi transferlerde iş bitirici yöneticiyi sebebi tam anlaşılamayan nedenlerden safdışı etti. Bence bunun altında da bahsettiğim yeni stat ve Riva arazisinin rantı var. Polat yönetimi, haftaya derbi maçından sonra taraftarın bir kelle isteyeceğini çok iyi biliyor. Yeni stat ve Riva projelerini bitirmeden ayrılmaya niyetleri olmadığı için yolcu belli. Frank Rijkaard.


Son olarak Galatasaray formasını giymeyi haketmeyen oyuncu topluluğu. Bu takımda Ayhan'ın, Barış'ın, Sarp'ın, Serdar Özkan'ın, Gökhan Zan'ın, Hakan Balta'nın, Aydın'ın işi yok. Bu halleriyle Cana'nın, Pino'nun ve Elano'nun da oynamaya hakkı yok. Aykut'tan zaten ümidimi kesmiştim. Dünkü maç gösterdi ki Ufuk da ancak yedek kalecisi olur bu takımın. Kaleden başlayarak takımın hemen her bölgesine büyük çapta bir revizyon gerekiyor. Ama sezon içinde olduğumuz ve devre arası transferlerinin de faydasız olmaları sebebiyle yapılacak şey belli. Takımın başına bu ruhsuzlar topluluğunu bir nebze ateşleyebilecek bir hoca acilen getirilmeli. Sezon sonuna kadar bu takımla gidebildiği yere gidilmeli. Yönetimin taraftara sus payı olarak Arena'ya transfer adı altında devre arası saçma sapan transferler yapması engellenmeli. Bu hocanın kuracağı ekip şimdiden transfer çalışmalarına başlamalı, bütün sezon takip edilen 5-6 önemli noktaya oyuncular sezon biter bitmez transfer edilmeli ve kampa katılmalılar. Ancak böyle geniş ve planlı bir revizyon Galatasaray'ın önünü açar. Günü kurtarma çabaları ise daha da batağa sürükler.

16 Ekim 2010 Cumartesi

Fener'de Sakatlık Tiyatroları Başladı !!!


Fener'de büyük şok(!). Alex de Souza sakatlandı. Konya maçında kesin oynayamayacak olan yıldız oyuncu haftaya Galatasaray maçına yetiştirilmeye çalışılacakmış.

Fenerbahçe'de klasik Galatasaray maçı öncesi sakatlık tiyatroları başladı. Önce Niang, şimdi de Alex sakatlanıverdi. Ne hikmetse bu son yıllarda Fener'in yıldız oyuncuları Galatasaray maçından önce sakatlanır ve Galatasaray maçında oynamaları da hep şüpheli olur. Ama maç günü büyük bir mucize(!) olur ve bu sözde sakat oyuncular maçta tazı gibi koşarlar hatta yılın en iyi performansını gösterirler.



Tamam Fenerbahçe için Galatasaray maçı yılın en önemli maçı bunu biliyoruz. Fenerbahçe geleneğine göre de "Galatasaray'ı yenelim şampiyon olmasak da olur" felsefesi vardır zaten. Ama her sene aynı komik senaryolardan sıkıldık artık. Fenerbahçe bu komediden sıkılmadı. Bi de ilginçtir bütün medya bu tiyatroya balıklama dalıyor veya dalmak zorunda hissediyorlar kendilerini.

Ben buradan Fenerbahçe taraftarına sesleniyorum. İçleri çooookk rahat olsun. Niang da Alex de Galatasaray maçında turp gibi olacaklar ve sahadaki yerlerini alacaklar. Bu hafta yine tarafsız(!) basınımızda olağan Fenerbahçe tyatrosunu takip edeceğiz. Herkese iyi seyirler...

1 Ekim 2010 Cuma

Aslan'a Yine Hüsran !! 2-1


Galatasaray Spor Toto Süper Lig'in 7. haftasında konuk olduğu Karabükspor karşısında sahadan mağlup ayrılarak evinde puansız döndü. 2-1

Maçın hemen başında daha ilk dakikada Neill'in Emenike ile mücadelesinde penaltı kararı sonucu Galatasaray 1-0 geriye düştü. Bu pozisyonda bence hakem Aytekin Durmaz'ın kararı hatalıydı. Neill'in medahalesi Emenike'ye değil topaydı. 10. dakikada 2 farklı yenik duruma düşen Galatasaray için maçta kabus dolu dakikalar da başladı. İlerleyen dakikalarda Karabükspor'un tehlikeli atakları art arda gelmeye başladı. Fark daha da açılabilirdi.

Maç içinde Baros ve Arda'yı ciddi biçimde arayan Galatasaray'da Misimoviç ise yine vasatı aşamadı. Pino da saman alevi gibi parlayan bir kaç pozisyon dışında etkisizdi. 2 sezondur Baros'un yedeğini bir türlü bulamayan Galatasaray bu oyuncunun sık sakatlanması sonucu çok ağır kayıplar da veriyor. Bu da yanlış transfer politikasının bir sonucu.



Galatasaray'da mağlubiyet sonrası en çok konuşulacak konulardan biride Servet olayı.Rijkaard'ın Arda ve Baros'un olmadığı haftada Servet'le tartışıp onu kadroya almayan ve maç sonu da milleti enayi yerine koyarcasına yaptığı "Servet milli takıma gideceğinden dolayı istiharat vermek istedik ve ona izin verdik" açıklaması tam bir komediydi. Olay neyse ne olduysa bunu birinci ağızdan öğrenmek bu taraftarın hakkıydı. İkili çatışmalardan zaten eksik olan hasarlı kadro daha da zarar görüyor ve puan kayıpları artık geri dönülemez farklara ulaşıyor.

Bu maçla artık kesin anladım ki bu sene Galatasaray şampiyon falan olamaz. Hatta ilk 3-4 bile hayal. Rijkaard böyle giderse oyuncular karşısında saygınlığını da yitirecek ve takım uçuruma yuvarlanacak. Yine olan taraftara olacak...

13 Eylül 2010 Pazartesi

Seni UNUTMAYACAĞIZ Taçsız KRAL !!!


Türk futbolunun gelmiş geçmiş en büyük golcüsü Metin Oktay'ın ölümünün 19. yılı.

O 18 dışından ağları delen ilk futbolcuydu.

Onun Galatasaray sevgisini hiçbir şey satın alamadı. "Bizi sevenlere ihanet etmeyelim baba"

O centilmenlik denince akla gelen ilk isimdi.



Seni izleyemedik ama anlatılanlar ve yazılanlar senin görkemini ve ruhunu anlayabilmemiz için yetti.

10 Numaranın en çok yakıştığı futbolcu, Türk futbolunun "Taçsız Kral"ı SENİ UNUTMAYACAĞIZ!!!