Türk Milli basketbol takımımız bize büyük bir gurur ve onur yaşatarak dünya ikincisi oldu. Hepsine helal olsun. Dünya'nın en önemli takımlarını bir bir dize getirdiler ve Türkiye'yi çok iyi temsil ettiler.
Buraya kadar her şey normal.
Ama "milli" mücadelenin ardından kendilerine verilen ödüller gündeme geldi. Bunun belki de en büyüğü
Tayyip Erdoğan'ın 28 milyon TL dağıtması oldu. Zaten böyle bir ödülü de milliler istiyor ve bekliyordu.
Kaptan Hidayet her açıklamasında "Maddi ve Manevi destek" sözünü araya sıkıştırıyordu. Sonunda istedikleri oldu hepsi 1 er buçuk milyon TL ödüle kondu. Bunun dışında
işadamının birisi 1 er daire hediye etti. Helal i hoş olsun. Buna sözümüz yok.
Ama TC başbakanı sanki cebinden veriyormuş gibi çıkarıp 28 milyon verirse burada bir sıkıntı var. Acaba
başbakan kimin parasını kime dağıtıyor. Eğer devletin böyle bir başarılı sporcular için bütçesi varsa tamam. Ona da sözümüz yok ama bu sefer de bir
çifte standart yok mu??

Uzak değil daha geçen ay yine tarihimizde bir ilk yaşadık. Atletizmde
Nevin Yanıt kadınlar 100 metre de AVRUPA ŞAMPİYONU oldu.
Sadece Nevin de değil Elvan ve Alemitu da bize bu gururu yaşattı. Ödülleri ne oldu ki acaba?? Küçük bir karşılama ve bir miktar altın galiba.
Bu sporcular da bizim sporcularımız değil mi?? Avrupa Şampiyonu olup
Milli marşımızı İspanya'da 70 bin kişiye dinletmek Dünya 2.liği kadar değerli değil mi??? Ki paraya ihtiyacı olmak konusunda da basketbolcların yıllık kazançları ile atletlerinkiler kıyas dahi edilemez. Bu sporcularımızın bu paralara bu teşviklere daha çok ihtiyacı vardı.
Sonra diyoruz ki bizden neden atlet yetişmiyor. Şu tabloyu gören yetenekli bir çocuk sizce basketbola mı yönelir yoksa uzun atlama, yüksek atlama gibi atletizm dallarına mı?? Diyecek ki
"ulan Avrupa şampiyonu olsam ne yazar?? Kuru bir teşekkür ve sonra 1-2 ay içinde unutulacağım".
Dediğim gibi
basketbolcularımız böyle bir ödülü haketmişlerdir. Ama
Nevin, Elvan ve Alemitu ve farklı spor dallarında da ülke bayrağımızı göndere çektiren marşımızı dinleten bütün "milli" sporcularımız da bu ödülleri en az basketçiler kadar hak ediyorlar. Böyle bir sistemsizlik, böyle bir adaletsizlik olduğu sürece biz asla bir spor ekolü olamayız. Hiç bir alanda...
NOT: Bu adaletsizliğe seyirci kalmayan ve basında yer veren ve de benim bu yazıyı yazmama ön ayak olan
Hıncal Uluç'a da teşekkürler...