Pages

futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Aralık 2010 Cumartesi

Beşiktaş Çağ mı Atladı ?

Beşiktaş'a bu sezon bir haller oldu. Demirören yönetimi başlarına saksı düşmüşçesine bu sezon herkese transfer dersi veriyor. Geçmişte yapılan abartılı maliyetli faydasız transferlerin aksine bu sezon oldukça sağlam bir yapılanmaya gidiliyor.



Sezon başında takımın başına Alman Schuster'i getirip Guti ve Quaresma gibi 2 süper yıldızı kadrosuna katan Beşiktaş devre arasında da 3 önemli takviyeye imza attı. Bana göre Türkiye'ye getirilebilecek en iyi birkaç kanat oyuncusundan birisi olan Simao transferi devre arası transferlerinin en iyisi. Bir kanatta Q7 diğerinde Simao'nun olduğu bir takımın hücumunu durdurmak gerçekten çok zor. Bobo ve Nobre'nin istikrarsızlıklarını göz önüne aldığımızda Hugo Almeida da forvet sorununa çözüm olacak gibi duruyor. Bana göre tek gereksiz transfer Manuel Fernandes. Kendisinin Necip'ten çok çok iyi bir oyuncu olduğuna inanmıyorum. Ayrıca iyi olsa Valencia sezon başında onun mevkisine Tina Costa ve Mehmet Topal'ı almazdı. Valencia'da Mehmet Topal'ın ardında forma şansı bulamayan bir isim. Ayrıca Necip'in sürekli oynaması halinde Fernandes'den çok daha üst seviyede futbol oynayacağına inanıyorum. Ancak sonuç olarak 3 transfere bakıldığında borsaya bildirilen maliyetleri de göz önüne alırsak Demirören yönetimi harika bir iş çıkardı. Gerçekten tebriği hak ediyorlar. Demirören'in tabiriyle çağ atladı Beşiktaş.



Gelelim Beşiktaş'ın başarılı olup olamayacağına. Transferler hakikaten çok iyi. Ancak Q7 ve Guti'li Beşiktaş ligin ilk yarısını liderin 14 puan gerisinde bitirdi. Şu an rüya takıma bürünen hücum hattı gerçekten korkutucu Beşiktaş'ın. Ama bu oyuncuların hepsi birden ligde kalan 17 maçın 15-16 sında oynayabilir mi? Q7 kaç maç kaçırdı ? Guti kaç maç kaçırdı ilk yarıda. Bu oyuncuların devamlılığı çok önemli. Bir de önümüzde Galatasaray örneği var. Geçen sezon Rijkaard, Elano, Keita, devre arasında Jo ve Dos Santos transferleri taraftarı iyice havaya sokmuştu. Arda-Kewell-Keita-Elano-Baros gibi isimlerden kurulu hücum hattı vardı Galatasaray'ın ama ligi nerede bitirdiler ve şu an nerdeler ??? Kim transfer edilirse edilsin uyum ve devamlılığını görmeden çok çok ümide kapılmak bence yanlış olur. Bekleyip görelim...

23 Ekim 2010 Cumartesi

Şimşekler Çakmaya Başladı : 1-2


Eskişehirspor, ligin süpriz takımı Kardemir Karabükspor'u deplasmanda 2-1 mağlup ederek ligdeki üst üste 2. galibiyetini aldı. Kırmızı Şimşeklerin golleri kaptan Sezgin ve Batuhan'dan gelirken Emenike'nin golü Karabük'e yetmedi.

Şimşeklere bi haller oldu. Ligin ilk 7 haftasında galibiyet yüzü göremeyen takım Rıza Hoca'nın gidişi, Bülent Uygun'un gelişiyle şaha kalktı. Rıza Çalımbay ve Rijkaard olaylarını yan yana koyarsak hocaların kaderleriyle futbolcuların nasıl oynadıklarını görebiliyoruz. Çünkü Bülent Hoca kadroda aman aman değişiklikler yapmadı. Ancak oyuncuların mücadele güçleri birden bire 2 kat artınca galibiyet serisi de kaçınılmaz oldu.



Dünkü maça gelirsek maç çok heyecanlı başladı. Zeminin felaket ötesi oluşuna rağmen 2 ekip de oynamak istiyordu. Sezgin 3 defans oyuncusunu geçerek mükemmel bir gol attı. İlk yarı Karabük bildiğimiz Karabük değildi. Her top Emenike'ye atılıyor sadece ondan medet umuluyordu. Bülent hoca önce Sadıgov'u, o sarı kart görünce de Nadareviç'i adam adama Emenike üzerine yapıştırdı. Nadareviç de sarıyı görünce ikisini arka arkaya Emenike üzerine koydu ve siyahi oyuncunun etkisini kırdı. Sezgin'in yaptığı presle topu kapan Batuhan şık bir vuruşla farkı ikiye çıkardı. Biraz istikrar yakalasa şu milli takımın banko golcüsü olur. İkinci yarıda Es Es 11 kişi savunma yaptı. İleriyi hiç düşünmediler. Karabük golü de aslında erken buldu ama 45-60 arası yaptıkları yoğun tempolu pres onları çok yordu ve kale önüne set kuran Es Es savunmasını geçemediler. Kaleye şut atabilseler zaten İvesa o kalabalıkta topu göremezdi.

Sonuç olarak Eskişehirspor çok önemli bir 3 puan aldı. Abarttıkları savunma anlayışını da üzerlerindeki kazanamama baskısına bağlıyorum. Ama 2 hafta da gelen 6 puan Kırmızı Şimşekleri sezon başı hedefi olan ilk 5-6 konusunda da umutlandırdı. Zaten kadro kalitesi ve olağanüstü taraftarlarıyla hakettikleri yer orası.

21 Ekim 2010 Perşembe

10'un Yuvasına Dönüşü !!!



Galatasaray Frank Rijkaard'ı gönderdikten sonra teknik direktörünü buldu. Bu isim Galatasaray'ın efsane 10 numarası Gheorghe Hagi !!!

Fatih Terim'di, Hakan Şükür'dü, Abdullah Avcı'ydı, Hikmet Karaman'dı derken Galatasaray efsanesine emanet. Hagi'nin yardımcılığını ise Tugay Kerimoğlu yapacak. Daha önce de Galatasaray'ı 100. yılında çalıştıran ligde 3. yapan ve Fenerbahçe'yi 5-1 yenerek Türkiye kupasını kazandıran Hagi'nin elindeki malzeme bu sefer çok daha iyi.



Karpatların Maradonası'nın da taraftar nezninde kredisi sonsuz. Galatasaray'ı böyle kritik bir dönemde Fenerbahçe maçı öncesi hocasız bırakmaması ve takımına sahip çıkması takdire değer. Umarım Galatasaray camiasına hayırlı olur. Özlemiştik tribünleri inleten "I love you HAGİ" seslerini...Yuvana hoşgeldin taraftarın 10 numarası...

18 Ekim 2010 Pazartesi

Galatasaray'da Suçlu Kim ?


Galatasaray'da neler oluyor? Dün Ali Sami Yen'de Ankaragücü'ne 4-2 mağlup olan sarı kırmızılılar 8 haftada tam 4. mağlubiyetini almış oldu. Dünkü rezillikle ilgili bir şey söylemeyeceğim. Söylenecek söz yok zaten. Ancak üstünde durulması gereken daha önemli bir konu var. Galatasaray'da bu gidişatın suçlusu kim peki ? Rijkaard mı, Polat yönetimi mi, Galatasaray ruhundan bihaber futbolcular mı?

Galatasaray tarihinin en karanlık günlerinden bir tanesini geçiriyor. Haftaya Kadıköy deplasmanına gidecek olan takıma inanan kalmadı. Fenerbahçe karşısında mağlubiyete herkes kesin gözüyle bakıyor. Peki takımın başında dünyaca ünlü bir hoca varken, tek tek futbolcuların isimlerine baktığında ligin en iyi 1-2 takımından biriyken Galatasaray neden 8 maçın 4 ünü kaybetti.



Galatasaray'da bana göre Rijkaard'ın ömrü bitmiştir. Bu takıma bundan sonra verecek bir şeyi yok. Suçlu tamamiyle Rijkaard olduğu için değil ama oyun felsefesini 2 senede takımdan 1 oyuncuya bile öğretemedi. Elano ve Servet gibi takıma maç kazandırabilecek oyuncuları kullanamadı. Şimdi de Misimoviç. Misimoviç'i Wolfsburg'dan, Elano'yu Shaktar ve City'den biliyoruz. Hatta Cana'nın Marsilya ve Sunderland performanslarını hatırlayanlar onu da tanıyamıyor Galatasaray forması altında. Keza beğenilmeyen Pino da aynı şekilde. Bu saydığımız isimleri gerçek performansları altında izlettirebilseydi Rijkaard şu andan takım 8'de 8 ile ligde lider olurdu. Rijkaard'ın futbolu bilmediğinden veya kötü antrenör olduğundan dolayı değil Galatasaray takımı ve oyuncularıyla futbol felsefesinin tamamen uyuşmamasından dolayı artık Rijkaard'ın Galatasaray'a verecek bir şeyi kalmamıştır. Takımdaki oyuncuların da kendisine olan saygı ve sevgisi kalmamıştır. Acilen takımın başına yeni bir hoca bu sebeplerden ötürü getirilmelidir.



Gelelim yönetime. Yapılan transferlerde herkesin de bildiği gibi geç kalındı. Akşam pazarında meyve sebze bekler gibi transferin son gününü beklediler oyuncular ucuzlasın(!) diye. Ama değişen bir şey olmadı. Yine yüksek bedellere ama iş işten geçtikten sonra transfer yapmaya çalışıldı. Ligin 9. haftası gelmiş hala uyum sorunu çeken oyuncular var. Transferlerin kamp dönemi bitmiş olması gerekirdi. Yeni stattan ve Riva arazisinden sağlanacak rant yüzünden koltuğa yapışan Polat yönetimi Haldun Üstünel gibi transferlerde iş bitirici yöneticiyi sebebi tam anlaşılamayan nedenlerden safdışı etti. Bence bunun altında da bahsettiğim yeni stat ve Riva arazisinin rantı var. Polat yönetimi, haftaya derbi maçından sonra taraftarın bir kelle isteyeceğini çok iyi biliyor. Yeni stat ve Riva projelerini bitirmeden ayrılmaya niyetleri olmadığı için yolcu belli. Frank Rijkaard.


Son olarak Galatasaray formasını giymeyi haketmeyen oyuncu topluluğu. Bu takımda Ayhan'ın, Barış'ın, Sarp'ın, Serdar Özkan'ın, Gökhan Zan'ın, Hakan Balta'nın, Aydın'ın işi yok. Bu halleriyle Cana'nın, Pino'nun ve Elano'nun da oynamaya hakkı yok. Aykut'tan zaten ümidimi kesmiştim. Dünkü maç gösterdi ki Ufuk da ancak yedek kalecisi olur bu takımın. Kaleden başlayarak takımın hemen her bölgesine büyük çapta bir revizyon gerekiyor. Ama sezon içinde olduğumuz ve devre arası transferlerinin de faydasız olmaları sebebiyle yapılacak şey belli. Takımın başına bu ruhsuzlar topluluğunu bir nebze ateşleyebilecek bir hoca acilen getirilmeli. Sezon sonuna kadar bu takımla gidebildiği yere gidilmeli. Yönetimin taraftara sus payı olarak Arena'ya transfer adı altında devre arası saçma sapan transferler yapması engellenmeli. Bu hocanın kuracağı ekip şimdiden transfer çalışmalarına başlamalı, bütün sezon takip edilen 5-6 önemli noktaya oyuncular sezon biter bitmez transfer edilmeli ve kampa katılmalılar. Ancak böyle geniş ve planlı bir revizyon Galatasaray'ın önünü açar. Günü kurtarma çabaları ise daha da batağa sürükler.

16 Ekim 2010 Cumartesi

Fener'de Sakatlık Tiyatroları Başladı !!!


Fener'de büyük şok(!). Alex de Souza sakatlandı. Konya maçında kesin oynayamayacak olan yıldız oyuncu haftaya Galatasaray maçına yetiştirilmeye çalışılacakmış.

Fenerbahçe'de klasik Galatasaray maçı öncesi sakatlık tiyatroları başladı. Önce Niang, şimdi de Alex sakatlanıverdi. Ne hikmetse bu son yıllarda Fener'in yıldız oyuncuları Galatasaray maçından önce sakatlanır ve Galatasaray maçında oynamaları da hep şüpheli olur. Ama maç günü büyük bir mucize(!) olur ve bu sözde sakat oyuncular maçta tazı gibi koşarlar hatta yılın en iyi performansını gösterirler.



Tamam Fenerbahçe için Galatasaray maçı yılın en önemli maçı bunu biliyoruz. Fenerbahçe geleneğine göre de "Galatasaray'ı yenelim şampiyon olmasak da olur" felsefesi vardır zaten. Ama her sene aynı komik senaryolardan sıkıldık artık. Fenerbahçe bu komediden sıkılmadı. Bi de ilginçtir bütün medya bu tiyatroya balıklama dalıyor veya dalmak zorunda hissediyorlar kendilerini.

Ben buradan Fenerbahçe taraftarına sesleniyorum. İçleri çooookk rahat olsun. Niang da Alex de Galatasaray maçında turp gibi olacaklar ve sahadaki yerlerini alacaklar. Bu hafta yine tarafsız(!) basınımızda olağan Fenerbahçe tyatrosunu takip edeceğiz. Herkese iyi seyirler...

Bursa Teklemeye Devam:2-2


Süper Lig'de 8. haftanın açılış maçında Bursaspor ile Kardemir Karabükspor 2-2 berabere kaldı. Böylece lige galibiyet serisiyle giren Bursaspor 2 hafta üst üste toplam 4 puan kaybetmiş oldu. Bursa'nın bu sıkıntılı dönemde imdadına yetişen olay ise Antep maçını oynamadan hükmen 3-0 kazanmaları oldu.

İlk yarısı çok çekişmeli geçen maçta Turgay ve Cernat arasında da gol düellosu yaşandı. Önce Turgay 10. dakikada Bursa'yı 1-0 öne geçirdi. 13'te Cernat penaltıdan karşılık verdi. 24'te Turgay takımını bir kez daha öne geçirdi. Ama 34'te Cernat mükemmel bir golle yanıt verdi. Maalesef Rumen oyuncu maçın 40. dakikasında sakatlandı ve oyunu terketti. Öğrendik ki sakatlığı ciddiymiş ve ilk yarıyı kapatmış.



Bursaspor'da izinsiz olarak ABD'ye giden, iki antrenmana katılan ve aynı eylemi ikinci kez yapan Volkan Şen, 18 kişilik kadroda yer almadı. Ancak Bursa bence Volkan'ı bu maçta çok aradı. Ertuğrul Hoca ister istemez önümüzdeki maç onu 11'e koyacaktır. Eli mahkum çünkü. Bursa çok kritik bir döneme giriyor. Önlerindeki Ankaragücü deplasmanı ve Fenerbahçe maçları var. Yaşanacak olası puan kayıpları arada oynayacakları Şampiyonlar Ligi maçlarını da göz önünde bulundurursak Bursa'ya önemli yaralar açabilir.

Gelelim Karabük'e. Yücel İldiz yönetiminde lige iyi başlayan Karabük'ü de tebrik etmek lazım. Ligde maç fazlasıyla 4. sırada yer alan Karabük bu sene daha çok can yakacak gibi duruyor. Yolları açık olsun...

Son olarak da Süper Lig şampiyonunun ne göğüs ne de sırt reklamı bulamamış olması önce Bursa kentinin sonra da Türkiye'nin ayıbıdır bence.

6 Ekim 2010 Çarşamba

Es Es in Yeni Hocası Bülent Uygun !!!


Rıza Çalımbay'ın görevden ayrılmasının ardından teknik adam arayışlarını sürdüren Es Es'te yeni hoca belirlendi...Bu isim Bucaspor'dan sürpriz bir biçimde istifa eden Bülent Uygun oldu.

Beklenen oldu maalesef. Eskişehirspor Bucaspor'un hocasını ayartarak takımın başına getirdi. Bülent Uygun geçen gün Buca'dan kendi isteğiyle istifa etmiş ve Bucaspor yönetimi ve başkanı hem Uygun'a hem de Uygun'u ayarttıklarını iddaa ettiği Eskişehirspor yönetimine ateş püskürmüştü. Bu transferin gerçekleşmesiyle de Buca yönetiminin haklılığı kanıtlanmış oldu.

Bülent Uygun'un istifa etmesi ve Es Es e geleceği haberlerinin duyulmasının ardından yönetime tepki gösteren ve bu etik olmayan davranışı kabul etmeyen Es Es taraftarının bu gelişmeye de sessiz kalması beklenmiyor. Yönetimin yaptığı bu olay taraftar ile arasını iyice germiş oldu. Ve bundan sonraki yolcu da Halil Ünal yönetimi olacak gibi.



Ama her ne kadar bu transferden dolayı huzursuz olsam ve Bucaspor'a yapılan davranışı kınasam da umarım Bülent Uygun Eskişehirspor'da başarılı olur. Çünkü biz Halil Başkan ve Uygun'a tepki göstersek de bu takım onların değil. Büyük Eskişehirspor taraftarının. Bundan sonra bize düşen yine Es Es i sonuna kadar desteklemektir. Bu kara günleri yine beraber aşacağız.

4 Ekim 2010 Pazartesi

Uygun'dan Şok İstifa !!! Yeni Rota Es Es mi ?

Bucaspor'un teknik direktörü Bülent Uygun, kendisine ait internet sitesinde, görevinden istifa ettiğini bildirdi. Bucaspor'daki yönetim değişikliğini öne süren ve yönetime yeni gelen Şeref Üstündağ yönetiminin önünü açmak için istifa ettiğini bildiren Bülent Uygun her an Eskişehirspor ile anlaşabilir. Hatırlanacağı üzere Es Es Rıza Çalımbay'ın görevine son vermiş ve başta Ersun Yanal, Daum, Zico gibi isimlerle görüşmeler yapılmıştı.



Bucaspor cephesinde ise Bülent Hoca ya tepki var. Basın sözcüsü Timur Yaykıran, teknik direktör Bülent Uygun'un resmi istifa dilekçesini kulübe henüz göndermediğini, bu kararı gerektirecek bir gelişmenin de kulüpte yaşanmadığını bildirdi. Başkan Şeref Üstündağ ise Eskişehirspor'a ve Bülent Uygun'a sert çıktı. "Bülent Uygun için araya girenlerin kim olduğunu biliyoruz" şeklinde konuşan Üstündağ "Daha Bursa maçından sonra hocamızla görüşmüşler. Herhalde araya giren hatırı kırılmayacak kişiler Bülent Hoca'nın kafasını karıştırdılar. Eskişehirspor'un, Bucaspor'la anlaşması olan hocaya el atması, her iki taraf için de etik olmayan bir şey. Tabi Eskişehirspor yarın Bülent hocayla anlaştığı zaman, Bülent hoca istifa etti ondan sonra biz anlaştık diyecekler. Ama istifanın öncesini biliyorum, Eskişehirspor'a yakıştıramadım." diyerek hem Es Es yönetimine hem Bülent Hoca ya ateş püskürdü. "Bundan böyle Bülent Uygun'la bir daha kesinlikle çalışmayız. Bunu düşünmeyiz bile.Daha önce Antep'e gitti geldi, biz kabul ettik. Şimdi sen Buca'ya da aynı hareketi yaptın. Yarın Eskişehir'e de yaparsın" şeklinde konuştu.

Gelelim Es Es cephesine. Eskişehirspor Kulübü Asbaşkanı Mesut Hoşcan, biri yerli, diğeri Fenerbahçe'nin eski teknik direktörü Arthur Zico olmak üzere iki teknik direktörle görüşmelerin sürdüğünü söyledi. Hoşcan "Görüştüğümüz yerli hoca Bucaspor'un teknik direktörü Bülent Uygun değil. Bülent Uygun'un istifa ettiğine ilişkin bize resmi bir konu gelmedi. Eğer Bülent Uygun'dan bize görüşme yapmak istediğine ilişkin teklif gelirse onu da değerlendirmeye alabiliriz." şeklinde konuştu.

Gelişmeleri şimdilik heyecanla takip ediyor bu karmaşanın nasıl sonuçlanacağını merakla bekliyoruz. Ancak eğer Eskişehirspor yönetimi gerçekten Bülent Hoca'nın aklını çeldiyse ve Bucaspor'u böyle zor durumda bıraktıysa kendilerini kınıyorum. Hiç bir etiğe uymayan bu davranışlarının Eskişehirspor taraftarınca da onaylanmayacağını çok iyi biliyorum.

28 Eylül 2010 Salı

Efsane Geri mi Dönüyor ?

Birçoklarının takip etmemesine rağmen Fransa Ligue 1 benim ilgiyle takip ettiğim liglerden bir tanesi. Bu sezon Fransa ligi geçmiş yıllardan çok daha heyecanlı olacak gibi. Ligin son 3 şampiyonu Lyon, Bordeaux ve Marsilya lige çok da iyi başlayamadılar. Hatta Lyon felaket bir başlangıç yaptı. Ama Ligue 1'e çok iyi başlayan bir takım var ki o da Fransa futbolunun gelmiş geçmiş en büyük takımı ama başarıları mazide kalmış olan AS Saint-Étienne.



Fransa futbolunun en başarılı takımlarından biri olan Saint-Étienne Ligue 1 'i tam 10 kez kazanmış ancak son şampiyonluklarını 1981 yılında Michel Platini'nin oynadığı dönemde almışlardı. Maçlarını 36000 kişilik Stade Geoffroy-Guichard'da oynayan "Yeşiller" Fransa liginin en ateşli taraftarlarına sahip takımı da ayrıca. Statları Le chaudron (Kazan) ve "l'enfer vert"(Yeşil Cehennnem) gibi isimlerle anılıyor.




Yıllardan beridir eski günlerini arayan Saint-Etienne'in ezeli rakipleri Lyon'un da 2000'li yıllarla başlayan şampiyonluk serisiyle onların oldukça gerisinde kalmalarına sebep olmuştu. Sezona çok iyi başlayan Saint-Étienne ilk 7 hafta sonunda 16 puanla lider durumda. Hatta geçen hafta oturdukları bu liderlik koltuğuna tam 28 yıldır hasretlerdi. Dimitri Payet, Jeremie Janot, Bakary Sako, Blaise Matuidi, Emmanuel Riviere gibi Ligue 1'i yakından takip edenlerin kalitesini iyi bildikleri isimlerden oluşan kadroları ve bahsettiğim muhteşem seyircileriyle bu sezon şampiyonluklarını görmek istediğim ilk takım. Bu hafta Geoffroy-Guichard stadında Fransa'nın Saint-Etienne ile birlikte en büyük takımı Marsilya'yı ağırlayacaklar. Bu maçı sabırsızlıkla bekliyorum ve herkese izlemeleri için tavsiye ediyorum. Maç için bir tahmin gerekirse benim tercihim elbette "Yeşiller" olacak...

21 Eylül 2010 Salı

Kadıköy'de Olunca Devam, Antep'te Olunca Tatil !!


Gaziantepspor ile Bursaspor arasında Kamil Ocak Stadı'nda oynanan 5. haftasının kapanış maçı tatil edildi..

Süper Lig'in 5. hafta kapanış maçında Gaziantepspor, Bursaspor'u konuk ederken, karşılaşma 62. dakikada sahaya atılan maddelerden bir tanesi yan hakeme isabet etti ve karşılaşmanın hakemi Deniz Çoban tarafından maç tatil edildi. Bundan sonra ne olacak. Bursa 3-0 hükmen galip sayılacak, Gaziantep de 2-3 maç seyircisiz oynama cezası alacak. Eğer MHK yönetmeliğinde hakem, taraftarlar tarafından yaralanınca maç tatil olur yönetmeliği varsa buna bir sözümüz yok. Ama geçen seneyi hatırlayalım. Bundan daha gergin bir maçta derbide Fenerbahçe-Galatasaray maçında Fener stadında daha maç başlamadan hakemin kafasını yarmadı mı taraftarlar? O maç niye tatil edilip maçı Galatasaray hükmen 3-0 kazanmadı. Maç tatil edilse Galatasaray 9'da 9 yapacak ve en etkili oyuncusu Baros'un ayağı kırılmayacaktı. Bu çifte standart direk şampiyonluğu etkileyen bir karar olmuş gibi değil mi???



Hadi Fenerbahçe'nin lobisinden ve Aziz'den korkuyor MHK. Zaten Oğuz Sarvan'ın da nasıl fanatik Fenerbahçe'li olduğunu ve yönettiği maçları da biliyoruz. Yine geçen yıl Diyarbakır'da Bursa maçında çıkan olaylarda maç tatil edilip Bursa 3-0 hükmen kazandı. Ne tesadüftür ki bu olaylar ve hükmen galibiyetler hep Bursa lehine çıkıyor. Levent Kızıl'ın federasyona girmesiyle önlenemez Bursa çıkışı ve kollanması sürüyor ve de hakemlerden şikayet etmeyen tek takım Bursa haline geldi. Neden acaba??




Son olarak hakem sağlığı herşeyden önemli tabi. Ancak çifte standart işin içine girince ve hep bazı takımların yararına olunca bu çifte standarta tepkimizi de koymak lazım. Fener maçında hakemler nasıl maçı yönettiyse dünkü maçta da çıkıp yönetecekti. Yürümesine veya koşmasına engel bir durum yoktu hakemin. Yok eğer hakemin başı yarılınca maç kesin tatil olur ve evsahibi 3-0 yenik sayılır kuralı varsa bu kural neden Kadıköy'e uğramıyor.